***
“Kimdir bu korsanlar?”, “Ne yer, ne içerler?”, “Kaç kişiler?“, “Gemileri neden kaçırıyorlar?”, “Hırsızlar mı, gangısterler mi?”, “Haklılar mı, haksızlar mı?”, “Çok mu ileri gittiler?” gibi sorular soruluyor ve tabi ki bu korsanlar kötü çocuklar olarak adlandırılıyor.
Somali, Afrika'nın en doğusunda, gözlerden ve gönüllerden ırak bir ülke adı. Yalnızca bir bayrak ülkesi; ABD'nin 1993 yılından itibaren “insan haklarını” öğretmeye gittiği, kukla hükmetlerin gelip geçtiği, 2006 yılında da yine ABD desteğini arkasına alan Etiyopya tarafından işgal edilen ve halihazırda işgalin sürüğü, sadece adı olan ülke... Yalnızca büyük coğrafya ya da araştırma degilerinin foto muhabirlerinin çektikleri açlık ve sefalet fotoğraflarından tanıyoruz o sıcak ve kanlı ülkeyi. Bir çok Afrika ülkesi gibi kaderine terk edilmiş (kaderi birleri tarafından çizilmiş).
***
Söylenenlere göre Somalili korsanlar, başlarda küçük ticaret gemileriyle başlamışlar işe ve sayıları yirmi civarındaymış. Zaman ilerledikçe gemilerin serbest brakılması karşılığında istedikleri fidye miktarı artmaya başlamış ve doğal olarak açlığa mahkum edilmiş olan ülkede (özellikle gençeler) bu korsan filosuna katılmaya başlamış. Şimdi sayıları bini geçtiği söyleniyor. Ee artık bilindiği üzerede küçük ticaret gemileriyle işleri kalmadı, hedef; tekellerin sınır tanımayan gemileri olmalıydı, gecikmeden de oldu. İş bu seviyeye gelince Sam amca ve saz arkadaşları hemen Somali geçici hükümet başbakanı Nur Hasan Hüseyin'e “ayarla bunları Hasan Hüseyin” dediler. Ertesi hafta Hasan Hüseyin'den cevap geldi: “Sayıları çok fazla biz bunlarla baş edemiyoruz! Barış gücü gönderin.” diye. Tabi iş bu aşamaya gelene kadar medya çoktan koyulmuştı işine. Yok “Korsanlar gemimizi kaçırdı”, yok “Korsanlar, güvenli ticareti tehtid ediyor”, yok “Korsanlar aldıkları fidyelerle somalinin zenginleri oldular”, yok “Her gece vur patlasın çal oynasın partisi düzenliyorlar”, yok bu, yok şu... Hatta öyleki, haberlerde “korsanlar işi abarttı” diye laflar gani gani dolaşıyor. Sormazlar mı adama, ulan işi kim abarttı be?!
Yıllardır bu ülkeyi iç savaşa sürükleyen kim? Yıllardır bu ülkeye ambargodan da canice bir yaptırım uygulayan kim? Bebekleri açlıktan, anneleri ilaçsızlıktan öldüren kim? Somali'ye ve bütün Afrika'ya AIDS vürüsünü yayan kim? Altınlarını, petrollerini çalan kim? ABD'deki golf sahalarını sulamak için kullanılan su, değil Somali'nin, bütün Afrika'nın su sorununu çözebiliyor. Demezler mi, “Abartan kim ulan, kim?”
Şimdilerde, Birleşmiş İlletler büyük bir donanma filosu hazırlamış, Aden Körfezin'e gönderiyor. Bizimkiler de boş durur mu, hemcecik “bir fırkateyn de bizden” deyiverdiler. Ne de olsa barış gücü bu, barış gücüne katkıda bulunmak sevaptır, hem ne demiş Atatürk: “Yurtta barış, dünyada barış. Tabi tabi, hatta bütün filoyu gönderin. Siz dünyanın bir ucunda toplu, tüfeli savaşlar çıkarırken, yine aynı yere toplu tüfekli “barış” ordusu yaratan illetlersiniz. Sizin altınız, üstünüz, sağınız, solunuz “barış” olsa ne çıkar. Siz bu oyunda çokatan sobelendiniz, sevgili “batılı, uygar ve demokratik” devletler.
***
Somalili korsanların yaptığı çok battı ki, geçtiğimiz aralık ayında Birleşmiş İlletler öncülüğünde; AB, Afrika birliği, NATO ve Uluslararası denizcilik örgütü(IMO) bir araya gelip: “Korsanlara ölüm! Yaşasın serbest ticaret özgürlüğümüz! Yaşasın para babalarımız!” sloganlarıyla imzalı bir bildirge yayınladılar. Sonuç olarak da “Açılın BM geliyor!” sözünü söylediler. Bunlara başta değinmiştik, korkmayın bozuk kaset gibi başa sarmayacam. Yalnızca korsanları tanımaya çalışıyorum, tam olmasa da bazı çıkarımlarda da bulundum. Şöyle ki; Ee madem bu kadar devlet karşı bunlara (Afrika Birliği dahil), kurguyu tersten kurmak gerekir o zaman. İlk olarak bu adamlar solcu mu? Sağcı mı? Devrimci mi? Gerici mi? Sanırım bunlara bu sınırlı bilgilerle ve medyadaki asparagas haberlerle cevap verme olanağımız pek yok . Ama şöyle bir gerçek var ki o da bunca para babalarının canını sıkmış görünüyorlar. İşte bizim de bakış açımız bu taraftan olmalı diye düşünüyorum. Bu gün, özellikle bu kriz ortamında, iktidarlarla böylesi bir gerilime girmek, ve böylesi bir global gündem yaratabilmek oldukça önem taşıyor. “Peki bu adamlar nasıl yaptılar kardeşim? Bu da bir düzmece, arkasında vardır bir iş yakında anlarız.” gibi cümleleri kurmadan önce bir kere şundan emin olalım: Bu korsanlar (ister gizli güçler yardım etti deyin ister, başka bir şey) bir şekilde gemileri kaçırdılar. Şöyle basit bir soruyla noktalıyalım: yaptıkları doğru mu değil mi? Meşruiyeti tartışılabilir mi?
Sanırım Yaşar Kurt'un bu şarkısı bütün illet devletleri anlatıyor:
Hırsızlar dolaşıyor, hırsızlar.
Para koyarlar cebine, ruhunu çalarlar,
Oğlum senin.
Plastik bunlar, yaşamıyorlar.
Üstüne sürerler pisliklerini, artıklarını, sarkıklarını,
Oğlum senin.
Anasını satarlar melodinin, anasını satarlar melodinin!
Hırsızlar dolaşıyor, hırsızlar.
Para koyarlar cebine,ruhunu çalarlar,
Oğlum senin.
Eski yunanda lir çalan şairler vardı.
Eski yunnanda şairler lir çalardı.
Eski yunanada...
Şimdi müzik endüstri! şimdi şiir endüstri!
Şimdi şair endüstri!
Para koyarlar cebine, ruhunu çalarlar,
Oğlum senin.
Plastik bunlar, yaşamıyorlar.
Üstüne sürerler pisliklerini, artıklarını, sarkıklarını,
Oğlum senin.
Anasını satarlar melodinin, anasını satarlar melodinin!
Hırsızlar dolaşıyor, hırsızlar.
Para koyarlar cebine,ruhunu çalarlar,
Oğlum senin.
Eski yunanda lir çalan şairler vardı.
Eski yunnanda şairler lir çalardı.
Eski yunanada...
Şimdi müzik endüstri! şimdi şiir endüstri!
Şimdi şair endüstri!
________________Emrah Cevher_________________
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder